![]()
Polyohni
Yaklaşık 5.500 yıldan önce Limni doğu kısmında toprağı işleyen rençperler ile sürülerini güdüp otlatan çobanlar deniz kenarında, tam güneş doğduğu noktaya bakan büyülü bir koyda bir yerleşim kurar. Karşı kıyıda, bin yıldan sonra da efsanevi Truva kurulacak.
Yavaş - yavaş Polyohni yerleşimi büyüyür ve gelişir. Refah döneminde evlerin arasında tasarlanmış sokaklar, kanalizasyon boruları ile sakinlerin toplantısına amaçlı meydanlar tam örgütlü bir toplumun varlığını gösteren kanıtlardır. Ünlü "meclis" yeri, kentin sorunları üzerinde tartışıp karar vermeyi üstlenmiş bir toplumun vekillerini konaklamak için inşa edilmiş en eski binalarından biridir.
Binlerce yıl önce Polyohni sakinleri gibi sokaklarda yürüyerek zeytin ve defne arasındaki sitte gezinebilmektesiniz. Tarih öncesi insanların günlük hayatını kolaylaştıran mutfak eşyaları gibi bulguları ile yerleşimin açıklayıcı modelini koruyan küçük müzeyi ziyaret edebilmektesiniz. Poliohni’den fazla bulgularını görmek isteyen Mirina Arkeoloji Müzesi'ne zaman ayırabilmektedir.
Kavirler Tapınağı – Filokitis’in Mağarası
Antik Limnililer, adasının en güzel yerlerinden birini Kavirlerin tapınmasına ayırmış. Birçok antik yazarlara göre İfestos tanrısı oğulları ya da bereket ve doğurganlık tanrıları sayılan Kavirler ateş tanrısının ibadeti hakim olduğu adada tapınma nesnesiydi. Bugün Hellenistik dönemin tapınağının net bir görüntüsünü veren Dorik üslubu sütunlarından başka Eski Yunan Sanatı (arkaik dönem) ile Roma hakimiyetinden kalma eserler ayakta durmaktadır.
Filokitis’in Mağarası alanın güzelliğine katmaktadır. Tapınağın hemen altısında, yani denizin seviyesinde, mitolojiye göre Truva yoluna çıkmış fakat yılan sokması yüzünden ağır hastalanmış Filoktitis Ulysses’in tarafından terk edildiği ünlü mağara bulunmaktadır. Aslında mağaraya giden kayalı patikayı çok dikkatlı takip ederek mağaraya inmek Homeros'un kahramanlarının denizine bakmanıza izin vermektedir.
İfestya
İfestos tanrısına bağışlanmış İfestya kenti Mirina ile birlikte adanın iki şehir devletinden biridir. Arkeolojik kazılar bugüne kadar edindiği işaretlere göre büyük tanrıça Limni’ye adanmış geniş bir ibadet yeri, bir mezar ve ev kalıntılarını ortaya çıkmaktadır.
Yaklaşık M.Ö. 300 yılında İfestya sakinleri gökyüzü ve denizin karışmasının arz ettiği manzaraya bakan bir tepe yamacını seçip ruhunu okşamak için bir tiyatro inşa eder. Yerel taştan inşa edilmiş tiyatro son zamanda restore edilip yaz aylarında tiyatro ve konser yeri kullanılarak tatile gelen misafirlere büyülü akşamları sunmaktadır.
Başta iki aslanla birlikte av tanrıçası Santorin Potniyası’nı gösteren çiniyle kil siren heykelcikleri olmak üzere İfestya arkeolojik sitten en ilginç bulgular Mirina Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
Artemis Tapınağı
Antik çağda Artemis tanrıçası Mirina kentinin koruyucusuymuş. Efsaneye göre dev bir keçi günbatımında yolcuların karşısına çıktığı yerde Limni’nin eski sakinleri Artemiş şerefine bir tapınak inşaa etmiş. Bugün bu küçük arkeolojik sit Porto Mirina Otelinin sınırlarının içinde bulunmaktadır.
Kazı bulguları Mirina Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Sergilenen bulgularından en etkileyicisi kesinlikle kurban edilmiş boğanın iskeletidir.
Riha Nera – tarih öncesi Mirina
Günümüzde adanın başkenti olduğu yerde arkeolojik kazılar M. Ö. IV. milenyum tarihli ilk yerleşmenin kalıntılarını tespit etti. Geniş olan prehistorik yerleşim bugünkü Ordu Evi tepesi, Metropolit tarlası ve Riha Nera sahiline yakın alçak tepeden sınırlandırılılan kentin kuzey kısmını kapsamaktadır. Tarih öncesi kent üzerine az bilgi veren arkeolojik sit Riha Nera sahilinde bulunmaktadır. Mirina Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen arkeoloji bulguları tarih öncesi günlük yaşamının ayrıntılarını ifşa etmektedir. Mutfak eşyaları, büyük meyve kapları, taş havanlar, dokuma, tarım ve avcılık aletleri gibi onlarca kıymetli objeler 5.500 yıldan önce yaşamış insanların nasıl hayatını organize ettiğini anlatmaktadır.
Luri’deki Arkeolojik kazı
Adanın güneydoğu ucunda bulunan Luri sahilinde önemli bir kazı devam etmektedir. Şimdiye kadar birikilmiş delliler Ege'deki en eski yerleşimin kalıntılarından söz etmeye izin vermektedir. Arkeologlara göre balıkçı, avcı ve toplayıcı toplululuğunun oluşturmasını gösteren M.Ö. 12.000 tarihli ilk veriler Ege’deki insanoğlunun varlığı üzerinde bilgilerimizi tamamen değiştirmektedir.
Kukonisi’deki Arkeolojik Kazı
Mondros Körfezi’nin doğu tarafında bulunan Kukonisi adacığında Limni kökenli arkeolog Hristos Bulotis’in yöneticiliğiyle devam eden arkeolojik kazı var. Küçücük adanın yukarısında Erken Tunç Çağı'ndan Geç Tunç Çağı'na kesintisiz hayatı olan tarih öncesi önemli bir yerleşim tespit edildi. Kazı bulguları, 4.500 yıldan itibaren gitgide Polyohni ve Mirina kentlerine eşit olmuş bir toplumun Kukonisi’de oluşturulduğu sonucuna yol açmaktadır.